Marslı Türkçe izle (The Martian)

Son zamanlarda aynen 90’lı yıllarda da olduğu gibi uzay, yıldızlar ve Marslı izle filminde de görüldüğü üzere Mars temaları tekrar gündeme geldi, ve geldiği de çok iyi oldu. Bu tarz bilimkurgu filmleri kaliteli yapıldığı zaman gerçekten çok keyif verici olabiliyor. Hatta her şeyiyle 4×4’lük bir film bile çıkabiliyor bazen karşımıza. Özellikle Interstellar, uzay bilimkurgu filmleri kalite çıtasını 2-3 seviye arttırmış durumda. Hal böyle olunca sonrasında yapılacak olan filmlerde de aynı kalite ve güzellik aranıyor. Bu artık yadsınamaz bir gerçek ki sonrasında çekilecek bu tarz filmlerin hepsi Yıldızlararası filmiyle kıyaslanacaktır. Marslı Türkçe dublaj izle filmi de tam da bu bahsettiğimiz kaliteyi barındıran yapımlardan bir tanesi olacak gibi görünüyor. Senaryo, senaryonun işleniş tarzı, oyunculuk, akıcılık ve görsel efektler açısından (filmi film yapan bütün unsurlar) açısından ortalamanın üzerinde vizyon olan ve olacak bütün bu tarz filmler artık izleyiciyi daha çok çekmeye başladı. Uzay savaşları, uzay yolu gibi kült olmuş yapımlardan sonra artık çok daha ileri teknoloji kullanılarak çekilmiş filmleri izlemek hakkımız diye düşünüyorum. Marslı izle filminin en tesadüfi noktası Matt Damon olmalı. Çünkü kendisi Interstellar filminde de oynamıştı. Üst üste aynı tarzda hatta kısmen rakip projelerde yer almak ilginç bir duygu olsa gerek. Filmimizin konusu ise şu şekildedir; Devlet tarafından Mars gezegeninde keşif yapmak üzere bir grup astronot uzaya gönderilir. Bu gruptan bir kişi marsta kaybolmuş ve arkadaşlarından kopmuştur. Geri kalan arkadaşları her ne kadar onu arasalar da bulamamaktadırlar ve tükenen zamanın eşiğinde onun canlı olarak kurtulamadığına kanaat getirmişlerdir. Fakat kaybolan astronot aslında ölmemiştir ve hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Marslı Türkçe izle‘de kayıp astronotun hayatta kalabilmek adına yaşadığı zorluklar ve sesini dünyaya duyurabilme çabası işlenecek konunun ana temasıdır. Aşağıda Marslı izle filmi hakkında izleyici yorumları bulunmaktadır; Bu filmin kitabı hem yurt dışında hem de ülkemizde geçen yıl en çok satanlar arasındaydı. Bir Bilim Kurgu hastası olarak, filminin de çekileceğini kitaptan öğrenmiştim. Film çok iyi ! Ama inanın kitabın yanında geçmiyor ! Yani kitap o kadar güzel o kadar sürükleyici ki filme o başarılı atmosfer maalesef yansıtılamamış senarist tarafından. Ama hakkını yemeyelim, zaten kitap tam yansıtılsa 1 filme sığmazdı film, ki bu da yapımcıyı zora sokardı. O kadar çok şey ve önemli şey atlanmış ki filmde, ancak kitabını okuyanlar fark edebilir. Ama tekrar edeyim, yine de bu hali ile bile MUHTEŞEM statüsünde bir Bilim Kurgu ! Efektler, müzikler, oyunculuklar ileri düzeyde. Matt Damon ve Jeff Daniels çok iyi. Sean Bean rolüne uymamış sadece. 3D yetersiz. MARS gezegen görüntüleri muhteşem ötesi! İnanılmaz güzel yapmışlar. Bilim Kurgu hayranlarına söylememe gerek yok zaten, ama diğer türleri sevenlere de şiddetle tavsiye ediyorum. Ama tabii özellikle vurgulamakta büyük fayda görüyorum, bu film sinema da izlenir sadece.

Nedendir bilmem Interstellar’la karşılaştırdım filmi. Önce yönetmene teşekkür mü etsem. Zira ikinci “uzay” filmi yakın zamanlarda keyif alarak izlediğim. Bir sinema severin uzun süredir haliyle hasretini çektiği filmler. Tabii uzay filmi denilince o karanlık da, uzay-zaman kavramlarının arasında geçmiyor film. Neyse filmle ilgili çok fazla detaya girmeden, interstellar’daki gibi teknik konular üzerinde yoğunlaşılmış. Filmde izlediğimiz şeyler olabilir mi diye düşünüyorum tabii ki kıt bilgimle bunun yorumunu yapmam saçma ama sanki olası da. Ridley Scot’un uzayla ilgili nasıl bir sorunu var bilmiyorum ama bu sefer tarzında biraz değişikliğe gitmiş. Fantastik bilim kurgudan belgeselvari bilim kurguya dönmüş. Sanki tüm bunlar gerçekten olmuş gibi bir duyguya kapıldım içten içe. Sinema denilince az biraz sınırı aşmak daha mı güzel oluyor diye de soruyorum öylece, niye, kime soruyorum orasını bilmeden. Ancak; kesinlikle elinizde şans varken böyle bir filmi gidip izleyin. NASA tarafından yapılan görevlerden biri olan Ares 3’ün 6 mürettebatından bir olan Mark Watney (Matt Damon)’in yaşam mücadelesi The Martian. Kendisi aletleri tamir etmekten anlayan ve kendine dünyanın en iyi botaniği ünvanını verecek kadar güvenen ego sahibi biri. Zor durumlarda bile espri yapabilen yer yer küfür etse de ümitsizliğe kapılsa da neşesinden hiç taviz vermiyor. Mars görevlerinden bir olan Ares 3 görev sırasında güçlü bir kum fırtınasıyla karşılaşıyor ve NASA görevin iptali kararını veriyor telsiz antenine çarpan Mark Watney geride kalıyor. Kendi tabiriyle: ”Mars’ta mahsur kaldım. Ne dünyayla ne de Hermes’le (Uzay gemilerinin adı) iletişim imkanım var. Herkes öldüğümü sanıyor ve 31 gün dayanması için tasarlanan bir Hub’dayım. O Dünya’nın en ünlü adamı sorun şu ki dünyada değil. Interstellar’daki kötü adam Matt Damon, The Martian’da iyi adam başrolünde. Interstellar’daki ağlayan, güçsüz karakter rolündeki Jessica Chastain, The Martian’da komuta kademesinin üstündeki güçlü karakter rolünde. Yönetmen sanki oyuncu seçiminde bu oyuncuların geçmiş filmlerinden kaynaklanan imajlarını kurtarmak için özel bir çaba sarfetmiş gibi. İyi oynamışlar ama ona sözümüz yok. Interstellar ile kıyaslamaktan ziyade, Gravity ile kıyaslanmalı. Benzer bir konu orada da var ancak görüntüler ve filmin atmosferi açısından Gravity bu filme 5 basar. Yine de fena film değildi, sadece gereksiz uzatılmış diyaloglar olmasa ve onun yerine daha çok uzay ve Mars görebilseydik iyiydi.